DECCAL DİNİNİN MEZHEPLERİ

Hadislerde Deccal'in fitnesinin tüm dünyayı saracağı bildirilmektedir. Bunun bir işareti de her dinden, her milletten, her inançtan bu sisteme uyanların olacağıdır. Bu fitne çok büyük ve kapsamlı olduğu için pek çok insan bilerek veya bilmeyerek bu tuzağa düşecektir. Bu, insanların fark etmeden de olsa Deccal'in savunduğu yaşam tarzına uymaları anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle dünya görüşleri ne olursa olsun, anarşi oluşturan ve anarşiyi savunan, şiddet uygulayan ve şiddetten yana olan, huzuru ve güvenliği bozacak eylemlerde bulunan kişilerin hepsi Deccal'in dinine tabi olmuşlardır.
Bununla birlikte bu dinin kendi içinde çeşitli "mezhepleri" vardır. Geride bıraktığımız yüzyılı incelediğimizde Darwinizm'den hayat bulan iki önemli ideolojinin insanlık üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu görürüz: Komünizm ve faşizm.
Bu iki ideoloji, Deccal dininin iki ana mezhebi olarak kabul edilebilir. Her iki ideolojinin de kurucuları ve önde gelen liderleri günümüzde Deccal'in fikri sisteminin kökeni olan Darwinizm'in bağlılarıdır ve iki akım da Darwinizm'in derin etkisi altındadır. İnsanlığın başına sayısız felaketler getiren, dünyayı adeta bir arenaya çeviren bu mezhepler yakından incelendiğinde ortaya ilginç bir tablo çıkmaktadır: Her ne kadar birbirlerine zıt görüşlere sahiplermiş gibi görünseler de, her iki mezhebin pek çok ortak noktası bulunmakta, ikisinin de aynı kaynaktan, yani Darwinizm'den beslendikleri açıkça anlaşılmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız, Darwinizm'in İnsanlığa Getirdiği Belalar, Harun Yahya, Vural Yayıncılık, 2000). Bu mezhepler arasındaki ortak noktaları ve bu benzerliklerin asıl dayanak noktası olan Darwinizm'in temel fikirlerini kısaca şöyle maddeleyebiliriz:
Darwinizm

* Çıkış noktası bir Yaratıcının var olduğunu inkar etmektir. Ana hedefi de insanların din ahlakından uzak yaşadığı bir toplum oluşturabilmektir. Darwinizm, tesadüflerin ve rastlantıların ilah edinildiği bir din haline gelmiştir.


* Doğada "hayatta kalma mücadelesi"nin, dolayısıyla acımasızlığın hakim olduğunu öne sürer. Bu iddiaya göre diğer canlılar arasındaki amansız varoluş mücadelesi insanlar için de geçerli olmalıdır. Herkesin bir diğerini rakip olarak gördüğü bir ortamda, öfke, hırs ve nefret de en olağan duygular olarak algılanmaktadır.
*Hayat mücadelesi içinde hoşgörüye, merhamete ve diyaloğa yer yoktur. Eğer sadece güçlü olanlar ayakta kalabilecekse, bu durumda hoşgörü, merhamet ve diyalog, insanların en son ihtiyaç duyacakları şeylerden biri olacaktır.
* Darwinizm büyük bir aldatmacadan ibaret olan bir ideolojidir. Darwinizm'in öne sürdüğü tüm iddialar günümüzde modern bilim tarafından yalanlanmıştır.

Komünizm



*Dini, toplumları uyutan bir tür afyon olarak değerlendirir. Egemen olduğu tüm toplumlarda ilk mücadelesi dini inançlara karşı olmuştur.
* Lenin'in, "Gelişme zıtların mücadelesidir" sözü ile de dile getirdiği gibi, ilerlemenin ancak çatışma ile mümkün olacağını düşünür. Bu ideolojiye göre ilerleme ve gelişmenin kan dökmeden gerçekleşmesi mümkün değildir.
* Silahlı eylemler ve devrim, komünizmin vazgeçilmez araçlarıdır. Devrimlerin ve eylemlerin temelinde ise, toplum içindeki diğer sınıflara karşı duyulan öfke ve acımasızca intikam alma duygusu vardır.
* Komünizm her türlü farklılığa ve muhalefete karşıdır. Farklılığın tek anlamı vardır; bir çatışma öğesi olması. Komünist rejimlerde insanlar da dahil olmak üzere herşey tek tiptir. Bu tekliği bozmaya çalışan her türlü öğe rejim düşmanı olarak kabul edilir ve buna karşı olabilecek en sert tedbirler alınır. Böyle bir ortamda hoşgörünün yaşanması ve diyalog ortamının oluşması mümkün değildir.
* Komünizmin, sempatizanlarının sayısını artırabilmek için öne sürdüğü eşitlik, sosyal adalet ve özgürlük gibi kavramların ne kadar aldatıcı olduğu, komünizmin pratikteki uygulamalarında açıkça görülmüştür. Despot ve totaliter bir rejim olan komünizm için bu kavramlar sahte birer propaganda unsuru olmaktan öteye gitmemiştir.

 

Faşizm
* Faşizm ve tüm uygulamaları, din ahlakı ile taban tabana zıttır. Faşizmin en belirgin özelliklerinden birisi, kendisine göre sözde "kutsal" olan değerler uğruna binlerce masum insanın canına kıyabilmesi, üstelik bunu bir erdem olarak görmesidir. Bu nedenle savaş ve çatışma, faşizm için neredeyse "olmazsa olmaz" öğelerdir.
* Farklı ırklara karşı duyulan öfke ve nefret, faşizmin en temel dayanak noktalarından birisidir. Bu ırkçı iddia, sayısız savaşın, çatışmanın, katliamın ve etnik temizliğin çıkış noktasıdır.
* Faşizmde katı bir disiplin hakimdir. Karşıt olan her türlü fikir kökten yok edilir. Hitler'in iktidarı döneminde "Alman olmayan" fikirler içeren binlerce kitabın yakılması, bu zihniyetin sadece tek bir örneğidir.




Hitler, Mussolini, Franco gibi faşist diktatörler, faşist ideolojileri doğrultusunda binlerce masum insanın ölümüne, milyonlarcasının ise acı çekmesine sebep oldular

* Faşizm, insanları kazanmak için, onlara kendi ırklarının diğer tüm ırklardan üstün olduğu yalanını telkin eder. Asıl hedefi ırk üstünlüğüne dayalı bir sistem oluşturabilmektir. Ancak her ırkın yalnızca kendisinin üstün olduğunu iddia ettiği bir ortamda kavgaların ve savaşların sona ermeyeceği açıktır. Hitler ve Mussolini gibi faşist diktatörlerin halklarını içine sürükledikleri belalar, faşizmin savunduğu fikirlerin büyük bir aldatmacadan başka bir şey olmadığının en önemli ispatlarındandır.
Yukarıda saydığımız özellikler sadece bu ideolojiler hakkında genel bir fikir vermek için sıralanan birkaç maddeden ibarettir. Bu ideolojilerin günlük hayattaki uygulamalarına bakıldığında şiddet ve vahşetle ne kadar içiçe oldukları daha açık bir şekilde görülmektedir. Ancak asıl önemli olan Deccaliyetin ve ona bağlı ideolojilerin topluma verdikleri zararlara rağmen geniş kitleler tarafından benimsenebilmesidir. Bu nedenle Deccal sisteminin toplumu nasıl etki altına aldığı konusu üzerinde önemle durulması gerekir. Bu tespitin yapılması, söz konusu sisteme karşı yürütülecek olan fikri mücadelenin de ilk adımı olacaktır. Çünkü insanlar bir anda bencil, saldırgan, acımasız, nefret dolu ve intikam peşinde koşan bireyler haline gelmezler. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu, ancak insanların aşamalı olarak Deccal sistemine alıştırılmaları ile gerçekleşir. Bu süreç insanların çevrelerini algılayıp bir şeyler öğrenmeye başlamaları ile birlikte devreye girer ve ömür boyu aldıkları telkinlerle devam eder. Bu telkinlerin hareket noktası ise insanların Allah'a imandan uzaklaştırılmasıdır.
Ele aldığımız bu ana mezheplerin de kendi içlerinde farklı grupları ve uygulayıcıları vardır. Sitenin ilerleyen bölümlerinde, Deccaliyetin terör ile olan bağlantısını ele alırken bu alt gruplardan çeşitli örneklere değinilecektir. Ancak daha önce Deccaliyetin Kuran'da nasıl yer aldığını incelemekte fayda vardır.